Sabri Baba
Sabri Baba©
1848-1928. Şarkışla’nın Hüyük köyünde doğdu. Asıl adı Ali’dir.
Küçük yaşlarda bağlama çalmayı ve türkü söylemeyi öğrendi. Zamanla kendi şiirlerini de söylemeye başladı.
Yöresinde karşılaştığı bir göçer kızından aldığı elma ile gerçek aşıklığa adım atmış oldu.
Gelenekler itibariyle rüyasında değil de uyanıkken böyle bir olayla karşılaşması ilk dönemlerde yadsınsa da zaman içinde aşıklığı herkes tarafından kabul edildi. Sabri Baba, bu olaydan sonra yaklaşık 7 yıl dağlarda dolaştı. Karşılaştığı ve aşık olduğu göçer kızını aradı ama bulamadı.
Önceleri mahlas olarak Garip Ali adını kullandı. Uzun yıllar şiirlerini de bu mahlasla söyledi. Bundan dolayı bazen Aşık Ali olarak da geçmektedir.
Dolaştığı dönemde yolu Hacıbektaş’a da düştüğünde, bir süre dergahta konuk edildi. Derdini anlatınca sabretmesini öğütlediler. Bunun üzerine de mahlasını Sabri olarak belirlemiş oldu. Şiirlerinde de genellikle Kul Sabri mahlasını kullandı.
Şiirlerinde sevgiden dine dek çeşitli konuları işledi. Ayrıca yaşadığı haksızlıkları da eleştirmekten geri durmadı.
Kul Sabri’nin şiirleri değişik gazete, dergi ve araştırmalarda yer aldı.
Dağlar
Güz ayları geçti goncası soldu
Ak sayalar giydi donunu dağlar
Firkat ile yaman tutmuş iniler
Çevirmiş
kıbleye yönünü dağlar
Bahtlı yari ile yayla yaylayan
İçip soğuk suyun zevkin eyleyen
İzzet ile ikram ile söyleyen
Diller
feda kıldı canını dağlar
Dağlar sana yarın boz evler konar
Ter mahbup yiğitler yeğin at biner
Hublar da doldurmuş dolusun
sunar
Onlar hoş geçirir gününü dağlar
Kul Sabri özünü gerçeğe katar
Yücesinde nice nice er yatar
Yarın yaz gelince bülbüller
öter
Dinleyin bülbülün ününü dağlar
* * *
Gibi
Melül melül duran güzel
Ne durursun eller gibi
Saçların dök mah yüzüne
Tara zülfün teller
gibi
Ok kirpikler cana vurdu
Bir saat karşımda durdu
Çıkardı bir elma verdi
Kokuladım güller gibi
Kaşların çekilmiş alem
Alnındaki mim yay kalem
Ela göze kurban olam
Kirpik kavga kaller gibi
Garip Ali’m der alemi
Yüzündür hakkın kelamı
Olam ben yarin gulamı
Kapısında kullar
gibi