Karani
Kul Karani©
1730-1805. Ardahan’ın Değirmenli köyünde doğdu. Asıl adı Ahmet’tir. Belirli bir medrese eğitimi aldığı bilinmektedir. Doğum tarihleri birçok kaynakta 1655-1730 olarak geçmesine karşın bu tarihlerin doğru olması mümkün değil.
Kul Karani’nin aşıklık geleneği ve şiirle ne zaman ilgilendiği ve aşıklığa başladığı yaşına ilişkin ayrıntılı bilgiler bulunmamakla birlikte, döneminin en önemli aşıklarından biri olarak kabul edilmektedir.
Anlatılanlara ve Haydar Çetinkaya’nın (1930-2010) yörede yaptığı araştırmalara göre uzun boylu, yapılı ve esmer bir kişi olmasından hareketle Karani mahlasını aldı.
Askerliği bitince Ardahan’a dönen Kul Karani, bu dönemden sonra, başta Hasta Hasan (1760-1828) olmak üzere Güney Azerbaycan, Ahıska ve Kuzeydoğu Anadolu’daki birçok aşıkla karşılaştı ve deyişmelerde bulundu.
Kul Karani’nin torunları 1877-78 Osmanlı Rus Savaşı döneminde Anadolu’nun iç kesimlerine göçtüklerinden Ardahan yöresinde herhangi bir akrabası kalmadı.
Kul Karani öldükten sonra Ardahan-Şavşat yolu üzerinde bir yerde toprağa verildi.
Geldi
Şükür olsun yaradana çok şükür
Telli Mihribanım geldi ha geldi
Yaralarım göz göz oldu sulandı
Sarmaya
cananım geldi ha geldi
Bağban oldum bir gül için o bağa
Aşkın saldı beni türlü boyağa
Hasta düştüm kalka bilmem ayağa
Tabibi
lokmanım geldi ha geldi
Karani içmiştir kırklar tasından
Benim sonam giymiş gam libasından
Yarim ürkü almış aşk
sedasından
Sedefli dilberim geldi ha geldi
* * *
Nevcivan
Gel görem gelişin nerden çeşm-i siyah nevcivan
Dildarın hasretini çekerem ah ah nevcivan
Ne
müddettir avcı oldum gözlerim yollarını
Akşamları zarı kıllam taki sabah nevcivan
Bedest-i gül yüzünden kalktı nikap ey nigar
Dağıldı gönlüm gubarı hüsnüne kıldı nazar
Meth edip
mahbub yaratıp cemalin perverdigar
Saklasın cümle beladan seni Allah nevcivan
Karani’yi mihman eyle otağına sazınan
Yüzüm sürüm buse alım yanaktan pervazınan
Soyunup
koynuna alsan aşıkı bin nazınan
Allahtan haşa eylerim oldum günah nevcivan