İrfani Gürünlü
Gürünlü İrfani©
Genel olarak 1700’lü yılların son çeyreğinde Gürün’ün Çevirme köyünde doğduğu ve 1800’lü yılların ortalarında öldüğü kabul edilmektedir. Asıl adı Abdullah’tır. Yaşamı ve eğitimine ilişkin kesin bir bilgi yoktur.
Aşık edebiyatında, özellikle Alevi-Bektaşi geleneğinde ‘İrfani’ adının/mahlasının yaygın olarak kullanılması nedeniyle birçok karışıklık ortaya çıkmaktadır. Orta ve Doğu Anadolu aşıkları tarafından yaygın olarak bugüne taşınmakta, aynı adlı öteki aşıkların bulunması nedeniyle şiirlerde de bazı karışıklıklar olmaktadır. Bu karışıklık özel olarak da Çıldırlı İrfani ve Bayburtlu Emrah şiirlerinde daha fazladır.
Gürünlü İrfani gelenekten olmamasına karşın şiirleri Alevi-Bektaşi çevresinde de söylenmekte ve bu çevrede kabul görmektedir.
Birçok aşık ve sanatçı tarafından bestelenen ve yorumlanan Gürünlü İrfani’nin şiirleri çeşitli gazete, dergi ve araştırmalarda aktarıldı.
Gürünlü İrfani’nin köyünde öldüğü ve orada toprağa verildiği tahmin edilmektedir. Ancak mezarının yerine ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır.
Ayrıca Çıldırlı İrfani (1750-1814), 1800’lü yıllarda yaşayan Dodurgalı İrfani, 1800’lü yıllarda yaşayan Ermeni kökenli bir İrfani (ya da Urfani), Anamurlu İrfani, asıl adı Ali Osman Şimşek olan Ardanuçlu İrfani (1921), asıl adı Gazi Sarısakal olan Sungurlulu İrfani (1929-1968) ve asıl Orhan Aykaç olan Kul İrfani (1946-2010) mahlaslı aşıklar/şairler bulunmaktadır.
Bağlandı
Yeni baştan derde düştüm ohlandım
Deli gönül bir sevdaya bağlandı
Özü şirin sözü şirin şuh
güzel
Kirpiği ok kaşı yaya bağlandı
Bir bekara cilve vermiş özüne
Kudret sürmesini çekmiş gözüne
Dökmüş siyah kakül beyaz yüzüne
Sanarsın
ki bulut aya bağlandı
İrfani yeniden buldu bir devlet
Dahi ağyarınan eyleme ülfet
Gönül içindedir gizli
muhabbet
Şimdi gönül bir sunaya bağlandı
* * *
Getirir
Gel benim sevdiğim hercai dilber
Yanağın bağlardan lale getirir
Dolaştım dünyayı bulunmaz
dengin
Korkarım başıma bela getirir
Kınalı kekliğe benzer sekişin
Zay’ etti aklımı melül bakışın
Her kim görse senin bu salınışın
Eğer
kafir olsa yola getirir
Kahpe felek ne düşmüşsün kastıma
Dağlar sen kavuştur beni dostuma
Salını salını gelse üstüme
Ölmüş
İrfani’yi dile getirir