İrfani Dodurgalı
Dodurgalı İrfani©
Doğum yeri, yaşamı, asıl adı ve eğitimine ilişkin kesin bir bilgi yoktur. Büyük bir ihtimalle 1800’lü yıllarda Osmancık’ın (sonradan Dodurga’ya bağlanan) Mehmet Dede Tekke köyünde yaşadı.
Aşık edebiyatında, özellikle Alevi-Bektaşi geleneğinde ‘İrfani’ adının/mahlasının yaygın olarak kullanılması nedeniyle birçok karışıklık ortaya çıkmaktadır. Anadolu ya da Balkanlarda bulunan bazı Alevi-Bektaşi yazmalarında bu tür şiir örnekleriyle sıkça karşılaşılmaktadır.
Amasya, Çorum, Merzifon yörelerindeki zakirlerce bilinen ve Mehmet Dede Ocağına bağlı olan İrfani’nin şiirleri değişik gazete, dergi ve araştırmalarda aktarıldı.
Dogurgalı İrfani’nin nerede öldüğü ve toprağa verildiğine ilişkin herhangi bir bilgi yoktur.
Ayrıca Çıldırlı İrfani (1750-1814), 1800’lü yıllarda yaşayan, asıl adı Abdullah olan Gürünlü İrfani, 1800’lü yıllarda yaşayan Ermeni kökenli bir İrfani (ya da Urfani), Anamurlu İrfani, asıl adı Ali Osman Şimşek olan Ardanuçlu İrfani (1921), asıl adı Gazi Sarısakal olan Sungurlulu İrfani (1929-1968) ve asıl Orhan Aykaç olan Kul İrfani (1946-2010) mahlaslı aşıklar/şairler bulunmaktadır.
Dedim
Bir güzelin sevdası var başımda
Buna nasıl dayanır bu can dedim
Gündüz hayalimde gece düşümde
Onulmaz
bu yaram bir zaman dedim
Kırk çiçekten kırk cins ilaç derilse
Yarelerim tımar görüp sarılsa
Eflatun sağalsa Lokman
dirilse
Diner mi bağrımdan akan kan dedim
O zalim aklımı başımdan aldı
Başımı taşlardan taşlara çaldı
Sonunda üstüme bir sultan oldu
Fermanına
uydum el aman dedim
Dalmışım İrfani aşkın gölüne
Kul köleyim zülüfünün teline
Meğer ben düşmüşüm kafir
eline
Bilmedim ben ona Müslüman dedim
* * *
Var
Gitme yarim bir mevlayı seversen
Eylen gülüm sana bir deyişim var
Aklım fikrim birbirine
karıştı
Yine bugün efkarlıyım cuşum var
Halimi arz edem gonca fidana
Mevlayı severse girmesin kana
Aşk bir yana çeker sevda bir yana
Ben
de bilmem ne belalı başım var
İrfani der pek perişan şu halim
Cevrini çekmeye yoktur mecalim
Dar vakitte eyvah
kırdılar dalım
Halden anlamaz bir bağrı taşım var