Vurğun Samed
Samed Vurğun©
1906-1956. Kazak bölgesindeki Salihli kentinde doğdu. Asıl adı Samed Yusufoğlu Vekilov’dur. İlköğrenimini doğduğu kentte tamamladı.
Tanınmış şairler, eğitimciler, askerler, hekimler çıkarmış Vekilağalılar soyundan gelen Samed Vurğun 6 yaşlarındayken annesinin ölmesi üzerine ninesinin yanında büyüdü.
1918’de dönemin bilinen eğitimcilerinden Feridun Bey tarafından Kazak’ta kurulan iyi bir okulda eğitimini sürdürdü. Bu dönemde Puşkin, Lermontov gibi Rus edebiyatının önde gelen yazarları öğrenme fırsatı buldu. Aynı zamanda Tevfik Fikret, Namık Kemal’i inceledi.
Yaklaşık 1922’de ilk şiirleri yayınlanmaya başladı. Ancak adını ilk duyurduğu şiiri »Civanlara Hitap« 1925 yılında geniş çevrelere ulaştı. Sonraki yıllarda bölgedeki birçok gazete ve dergide yazıları, şiirleri yeraldı. Bu dönemde »Vurğun« adını kullanmaya başladı.
1929 yılında Moskova Üniversitesi Edebiyat Fakültesine girdi. Özelikle 1930-40 yılları arasında edebiyat çevrelerinde tanınan biri haline geldi. Bu dönemde yazdığı, lirik ve politik şiirlerin yeraldığı »Şairin Andı« adlı ilk kitabı yayınlandı.
1937’den sonra kendi kitapları yanında Rus edebiyatından Arap edebiyatına dek geniş bir alanda çeviriler yapmaya yöneldi. Bu dönemde yazdığı Molla Penah Vagıf’ın yaşamını konu alan »Vagıf« adlı eseri 1941 yılında Stalin adına verilen ödülü aldı. Yine aynı dönemlerde Nizami Gencevi’nin »Leyla ile Mecnun« adlı eserini Azericeye çevirdi.
Samed Vurğun'a yaşamının son dönemlerinde «Azerbaycan’ın Halk Şairi« unvanı verildi.
Bakü’de öldü ve orada toprağa verildi.
Samed Vurgun’un düşünceleri, şiirleri, oyunları ve araştırmalarını içeren yaklaşık 50 kitabının yanında yüzlerce makalesi ve onlarca çeviri kitabı yayınlandı.
Dağlar
Önceleri çadır çadır
Çok gezmişim özüm dağlar
Kudretini sizden aldı
Benim sazım sözüm dağlar
Maral gezer asta asta
İnip gelir çeşme üste
Gözüm yolda gönlüm seste
Deyin nice dözüm dağlar
Her obanın bir yaylağı
Her yiğidin öz oylağı
Dolaylarda bahar çağı
Bir doyunca gezim dağlar
Kayaları baş başadır
Güneyleri temaşadır
Kısa ömrü çok yaşadır
Canım dağlar gözüm dağlar
Bir konuğum bu dünyada
Bir gün ömrüm gider bada
Vurğun’u da salar yada
Düz ahitli
bizim dağlar
* * *
Gözler
Yine kılıcını çekti üstüme
Kurbanı olduğum o ala gözler
Yine cellat olup durdu kastıma
Kalem
kaş altında piyale gözler
Başımdan gitmişti sevdanın gamı
Hayalim gezerdi bütün alemi
Bu tutsak gönlümü deyin yene mi
Çektiniz
sorguya suale gözler
Sevda yolcusuyum ezel yaşımdan
Gönlüm ayrı gezer can sırdaşımdan
Dağıdır huşumu alır başımdan
Süzülüp
gidende hayale gözler
Gerdanın minedir boyun temaşa
Ay da haset çeker o kalem kaşa
Bir çift yıldız gibi verip baş
başa
Yanıp şule salar cemale gözler