Turabi Temel
Temel Turabi©
1966 yılında Oltu’nun Nefsinarman (şimdiki adı Ünlükaya) köyünde doğdu. Asıl adı Temel Şahin’dir. İlköğrenimini köyünde, ortaöğrenimini Karacabey’de tamamladı.
Aşıklık geleneğine ve şiire küçük yaşlarda ilgi duyarak yaklaşık 11 yaşlarında bağlama çalmayı öğrenmeye başladı.
Mahlasını ise önceki dönemlerde yaşamış olan Aşık Turabi’nin anısını yaşatmak amacıyla, Eyub-el Ensari adlı bir hoca verdi.
Aşıklık geleneği ve şiire ilişkin bilgisini Aşık Toruni (1945-2003) aracılığıyla pekiştirdi. Turabi’nin şiirleri değişik gazete, dergi ve araştırmalarda yayınlandı.
Bursa’da bir kamu kuruluşunda görev yapan Aşık Temel Turabi birçok televizyon ve radyo programına katıldı. Ayrıca aşıklara yönelik programlar hazırlayıp sundu.
Temel Turabi’nin şiirlerinin bir bölümü »Begim« (2002) adıyla yayın-landı. Ayrıca Temel Turabi’ye ilişkin Şevket Saran ve İsmail Soysal tarafından hazırlanan »Erzurumlu Aşık Temel Turabi« (1998) adlı bir araştırma bulunmaktadır.
Ayrıca Şabanözülü Turabi Dede (1265), asıl adı Hacı Ali olan Soslu Turabi (-1867), asıl adı Ali olan Yanbolulu Turabi (1786-1868), asıl adı İbrahim olan Afyonlu Turabi (1800-1881), asıl adı Mehmet Ali Er-can olan Kulalı Turabi Sani (1910-1961), Giritli Mustafa Turabi, Kumlucalı Turabi, Süleyman Turabi (-1835), Kastamonulu Derviş Turabi, Sinoplu Turabi, Ankaralı Turabi, asıl adı İbrahim Bakır olan Yozgatlı Turabi (1928-1975) ve Abdullah Turabi mahlaslı aşıklar/şairler bulunmaktadır.
Bir Gün
Kainatı alan beyler
Bir nefesle satar bir gün
Gördükleriz yalan beyler
Kısa ömür biter bir
gün
Ecel göz koyunca cana
Şans tanımaz sana bana
Toprak benzer değirmene
Ambarına atar bir gün
Dili kesilen bülbüller
Soldurduğuz gonca güller
Diktiğiz dikenli teller
Kalbinize batar bir
gün
Hakir görüp üzdükleriz
Fermanını yazdıklarız
Güçsüz deyip ezdikleriz
Yakanızdan tutar bir gün
Turabi gördüğün yerler
Kimler geldi geçti derler
Dağ yaran yiğitler erler
Yan üstüne
yatar bir gün
* * *
Gönül
Yufka yüreğimi aldın eline
Zehir kuyusuna düşürdün gönül
Yorgun bedenimi taktın koluna
Engelli
dağlardan aşırdın gönül
Bülbül olup girdin Gülşen bağına
Esir kaldın dikenlerin ağına
Giren geri çıkmaz aşk ocağına
Seni
de beni de pişirdin gönül
Hep beni eskittin sen kaldın taze
Canıma tak etti verdiğin eza
Muhabbeti geçti çekdiğim ceza
Sabır
bardağını taşırdın gönül
Turabi’yim hangi halin yazayım
Ferhat değilim ki dağı kazayım
Mecnun gibi diyar diyar
gezeyim
Aklımı fikrimi şaşırdın gönül