Nihani
Bardızlı Nihani©
1885-1967. Sarıkamış’ın (sonradan Şenkaya’ya bağlanan) Göreşken köyünde doğdu. Asıl adı Mustafa Gedik’tir. Göreşken köyü, sonradan bucak olan Bardız’a (şimdiki adı Gaziler) bağlı olduğundan Bardızlı Nihani olarak da bilinir.
13-14 yaşlarında bade içerek aşık oldu. Rüyasına giren 3 pir, Afganistan’da yaşayan Mihriban adlı bir kızı tanıttı. Kendi anlatımıyla, birden pirler yok oldular. Nihani mahlası da, yok olma, sır olma anlamındaki »nihan« sözcüğünden gelmedir. Böylelikle Aşık Nihani o günden sonra türkü söylemeye başladı.
Nihani’deki değişme ve duygu halini gören köyün ileri gelenleri, onun hak aşığı olup olmadığına karar veremeyince, Nihani’nin şiirlerinden örnekler yollayarak dönemin ünlü aşığı Narmanlı Sümmani’ye (1860-1915) danıştılar. Aşık Sümmani, Aşık Nihani’nin köyüne gelerek Nihani’nin gerçek bir aşık olduğunu bildirdi. Zaten sonraki yıllarda da Sümmani, Nihani’ye ilişkin, »Sesimizi duyuracak aşık« olarak söz eder.
Aşık Nihani, uzun yıllar sevdiğinin peşinde dolaştı. Ancak ona ulaşamayacağını anlayınca köyüne döndü. Bir süre sonra da evlendi.
Bardızlı Nihani İstanbul’da öldü ve Bardız’da toprağa verildi.
Bardızlı Nihani’den başka Aşık Sümmani’nin etkilediği Şarkışlalı bir Aşık Nihani daha bulunmaktadır.
Çeşitli konuları işlemiş olsa da daha çok duygu ağırlıklı gurbet şiirleri belirgin olan Aşık Nihani’nin şiirleri Mehmet Gökalp tarafından »Bardızlı Aşık Nihani« (1988) adıyla yayımlandı.
Gurbetin
Ey kardeşler size tarif edeyim
Arttı bende ah u zarı gurbetin
Bir derdim bin oldu nasıl edeyim
Ağlamaktır
beraberi gurbetin
Gurbetin kahrını herkes bilemez
İpek gömlek olsa kimse giyemez
Kimse gurbet ele düşmek dilemez
Adı
batsın bu diyar-ı gurbetin
Der Nihani gurbet elde kalanda
Hasretlik dalgası kanun çalanda
Garip yerde baş yastığa
gelende
Haram olur helal karı gurbetin
* * *
Gösterdi
Bin üç yüz on sekiz tarih bu zaman
Hudam bana bir ihsanı gösterdi
Geldi selam verdi üç tek
dervişan
Bin derdime bir dermanı gösterdi
Dermanı gösteren hazreti hallak
Yaktı derunumu ah ile firak
Elime verdiler yeşil bir evrak
Oku
harflerini tanı gösterdi
Okudum halleri dillerim yandı
Yaralarım göz göz oldu sulandı
Çar yanıma baktım kadeh dolandı
Karşımdaki
bir hubanı gösterdi
Hubanın perdeden görünür yüzü
Duruşu görüşü yandırdı bizi
Şehr-i Afganistan Emirhan kızı
Kırklar
bana Mihriban’ı gösterdi
Nihani’yim düştüm feryada zara
Talihim aksine ikbalim kara
Bana da güç oldu kavuşmak
yare
Yeri mahşer ol divanı gösterdi