Firaki

Şavşatlı Firaki©
1854-1939. Şavşat’ın Karavat (şimdiki adı Saylıca) köyünde doğdu. Asıl adı Abdullah’tır. Axaldaba’da (şimdiki adı Tepeköy) medrese eğitimi gördü.
İlk gençliğinde Didar adlı bir çayırda uyurken gördüğü rüyadan sonra şiir yazmaya başladı. Didar çayırından dolayı da Didari mahlasını kullandı. Yörede Cennetoğlu Abdi ya da Abdullah Hoca olarak da bilinir.
Artvinli halk şairlerine ilişkin yapılan araştırmalarda doğum yeri (yerleri) ve tarihleri hakkında farklı veriler aktarılmaktadır. Ancak bugüne dek yapılan araştırmaların bir toparlaması ve en ayrıntılısı olan Seyfettin Ermişoğlu’nun bu konudaki çalışması daha somut bilgiler sunmaktadır. Buna göre, şimdiye kadarki araştırmaların tümünde Şavşatlı 2 ayrı aşık olarak aktarılan Didari ve Firaki, aslında bu mahlasları kullanmış aynı kişidir. Bunlardan Firaki olarak aktarılan aşığın yaşamına ilişkin bilgiler gerçeğe daha yakın görünmektedir.
Firaki, 1. Dünya Savaşı (1914-1918) sırasında Alaca’nın Beşiktepe köyüne göçtü. Uzun yıllar orada yaşadıktan sonra 1927 yılında ziyaret için Şavşat’a gitti. Aralarında Sümmani (1860-1915), Şenlik (1850-1913) gibi dönemin bilinen aşıkları da olmak üzere birçok aşıkla deyişmelerde bulundu.
Aşık Firaki Alaca’ya döndükten sonra yaklaşık 12 yıl daha yaşadığı Beşiktepe’de öldü ve orada toprağa verildi.
Falankesin
Açılmış hüsnün bağında gülleri falankesin
Şekerden hasıl olmadır dilleri falankesin
İptida
kalemden damla yüzünün noktaları
Herbiri bir hazne değer halleri falankesin
Ayvansaray odalarda Selanikler döşenir
Cevahir kemer bağlamış Kirman şalı kuşanır
Beş bin deve
katar etmiş Hint kumaşı taşınır
Bağlamıştır bezirganı yolları falankesin
Der Didari mail oldum güzeller övmesine
Bu bir Selanik parçası benzemez değmesine
Sarraflar
kıymet veremez göğsünün düğmesine
El pençe dursa gerektir kulları falankesin
* * *
Fayda Ne
Maşrıktan doğunca ol şems-i enver
Vilayet mağripte ele fayda ne
Bülbülki kafeste feryat eylese
Bağ
içinde gonca güle fayda ne
Hakkı talep kılan bulur hidayet
Ona burhan olur gonca-ı hikmet
Açılır haznesi ilm-i hakikat
Yoldan
taşra kalan kula fayda ne
Kelamım söylerim ehl-i irfana
Sığınmışım her dem gani süphana
Firaki gark olup dalsa
ummana
Dalgası olmayan göle fayda ne